2 Haziran 2013 Pazar

Gezi Parkı

6 yaşına kadar her hafta sonu ya Cihangir Parkına yada Gezi Parkına gidermişiz, hatırladığım anılar az ama her Gezi Parkına gittiğimde küçüklüğümden birşey buluyorum.. ve hep bir tebessüm içinde buluyorum kendimi, küçüklük anılarımı hatırlamaya çalışırken.. ve şimdi bana diyorlarki  kendimi en mutlu hissetiğim yerlerden birisi yıkıp kışla yapıcaklarmış, çok modern olmayan bir mimariyle.. bu eyleme direnişe mücadeleye adına her ne dersek diyelim, katılmasaydım çocukluğuma ihanet etmiş olucaktım belkide.


2 gün boyunca osmanbey-taksim caddesi üzerindeki eyleme katıldım arkadaşımla, 'gezi parkındaki ağaçlar kesilmesin' diye bağırdık kenetlendik. hiç tanımadığım insanlarla konuştuk güldük. gaz bombası atıldığında, tanımadığım insanlar gelip limon verdi yardım etti.
Neden orda olduğumuzun farkındaydık.. Elinde taş gördüğümüz bir kaç insanı uyardık 'taş atmak yok' 'amacımız zarar vermek değil'... ve o caddede iki gün de de tek olay çıkmadı, gaz bombası yememiz dışında...

aynı saatlerde tarlabaşı-taksim yönünde bulunan arkadaşım ise bana tam tersi olayları anlattı.. polise taş atmak için önlerine taşlar getirildiğini, dükkanların camlarını kırmak için yönlendirildiğini, banka ve atm lere zarar verildiğinden bahsetti uzun uzun...

olayın siyasi boyutuna girmiyorum hiç, parti bayraklarının asılmasına, miting toplantıları düzenlenmek istenmesine, yada gelip gövde gösterisi yapan insanlar ilgi alanıma girmiyor..

cumartesi öğleden sonra tahmin ettiğimiz saatlerde polis çekildi, gerçi çekilmeseydi  cumartesi gecesi orası mahşer alanı olurdu, poliste farkındaydı bunun ve tek çaresi çekilmekti ve çekildi... ya sonra?

Bir grup insan mutluydu, gülüyordu, gururluydu, çünkü onların amacı ağaçlar kesilmesin, beton yığınları bizden uzak dursun, nefes alacak yerlerimizin kalsın. onlar güneşin sıcağında kendini 'Gezi Parkına' atarak serinliyordu, boğaz manzarası karşısında çay içiyordu, kimisinın anıları vardı, kimisinin de hayvanları vardı.. vermiş oldukları mücadele alkışlanacak takdir edilecek gururla anlatılacak bir hikayedir..

keşke olaylar böyle bitseydi Başbakan çıkıp 'kışla projesi iptal Park Bizimdir hata yaptık' deseydi

keşke basın mensupları gelip basın açıklamaları yaptırsaydı, akil meraklısı hükümete bir akil insanda biz çıkarıp açıklama yaptırsaydık ne istediğimizi anlatsaydık... 

1 haziran akşamı taksim savaşa hazırlık yapıyordu gözlerimle gördüm, taşlar barikatlar hazırlanıyordu, beşiktaş karıştı diye haberler geliyordu, ölü ve yaralılar var diyerek millet tahrik ediliyordu. belediye otobüsleri taşlanıp devriliyor, polis araçları yakılıyordu... 

Yahu biz neyin mücadelesini veriyorduk ne işimiz  vardı burada ? bir anda maskeler neden çıktı, neden polisler düşman ilan edildi. neden her duyduğumuza inanır olduk. bu kadar mı aciz kaldık, bu kadar mı cahil kaldık, klavye başından yüzlerce RT yapan kardeşlerim, beyin süzgecinize noldu ? yeşil ve ağaç için yemedik mi o gaz bombalarını ? şimdi yakıp yıkmak niye? 2 gündür ortalarda dolanan yalanın sayısı bini geçti belkide, tamam Hükümet üzerine düşeni yapmadı tamam Başbakan bu sınavdan sınıfta kaldı.. ama ya biz?

bu mücadele artık Gezi Parkı mücadelesinden çıkıyor, korkuyorum arkadaşlar nerede biticek bu mücadele, limitimiz ne ? kiminle savaşıyoruz kime taş atıyoruz ? bunları yapana dur demezsek nasıl haklı kalacağız? 
sonuna kadar 'Gezi Parkı'na dokunma diyorum ' ağaçlar kesilmesin diyorum.. 
ağaçı seven insanın eli taş sopa tutmaz, tutmamalı, bunu ayrımını yapalım artık, yada bekleyelim, ne kadar canımız yanıyor test edelim...  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder